Yeni Samsung Galaxy K Zoom, kamerayı odak noktasına koyuyor

Günlük hayatınızda, seyahatlerinizde ve en önemli anlarınızda size eşlik edebilecek, hem profesyonel bir kamera, hem de telefon özelliklerini bir arada bulunduran Samsung Galaxy K Zoom ile tanışmaya ne dersiniz?

Samsung Electronics, kamerasıyla öne çıkan yeni akıllı telefonu Galaxy K Zoom, gelişmiş dijital kamera teknolojisi ile Samsung’un Galaxy deneyimini bir araya getiriyor. Profesyonel kalitede görsel içerik üretme yeteneğine sahip, eğlenceli ve kullanımı kolay Galaxy K Zoom; kolay çekim, gerçek ışık özellikleri gerçek optik zum ve şık tasarımıyla kullanıcılara ihtiyaç duydukları mobil çözümleri sunuyor.

Kamerayı odak noktasına alan Galaxy K Zoom’un, profesyonel bir kameranın kontrol özellikleri ve fonksiyonlarını sunan gelişmiş teknik kamera sistemi bulunuyor. Galaxy K Zoom’un göz alıcı incelik ve şıklıktaki gövdesinde bulunan, kasa içinde gizlenebilen lens teknolojisi 10x optik zum yapabiliyor. Ayrıca 20,7 megapiksellik BSİ CMOS sensör, ultra net ve ayrıntılı görüntüler oluşturuyor.

Düşük ışık şartlarında mükemmel sonuçlar sağlayan cihaz, hareketin neden olduğu bulanık görüntüyü önleyen Optik Görüntü Sabitleyici (OIS) özelliğine de sahip. Bu özelliklerle, cihazla optik zoom yapıldığında ve düşük ışık ortamlarında bile canlı ve net fotoğraf ve videolar (Full HD) çekebiliyor. Ayrıca cihazın Xenon flaşı, LED’lerden daha parlak bir ışık vererek görüntü kalitesini artırıyor ve doğal bir parlaklık veriyor. Bu sayede yetersiz ışık olan yerlerde bile Galaxy K zoom ile çok daha net ve kaliteli fotoğraflar çekebileceksiniz.

Bu kadar gelişmiş kamera özelliğinin yanında bir çok fonksiyonu da entegre eden Galaxy K zoom’un en dikkat çekici özelliklerini sizler için derledim;

  • Hassas ışık ve netlik dengesi sağlayan  AF/AE (Otomatik Odak/Otomatik Pozlama) Ayrımı
  • Optimize edilmiş 5 farklı filtre ayarı sunan yeni nesil Pro Suggest moduyla; farklı bir filtre uygulaması kullanmanıza gerek kalmıyor!
  • Kullanıcılara selfie çekimlerini kolaylıkla zaman ayarlı olarak yapabilme imkanı veren Selfie Alarm sayesinde çok daha güzel selfieler çekebilirsiniz.
  • Hareketli bir nesneyi odaklanarak ve net bir şekilde çekmek için geliştirilen nesne izleme özelliği ise, sizin için özel olan her “an”ı yakalayabilirsiniz!
  • Galaxy K zoom, bir Galaxy akıllı telefondan isteyebileceğiniz bütün özelliklere sahip. Bu özelliklerden Ultra Enerji Tasarrufu Modu pil tüketimini asgari düzeye indirerek yoğun bir gün içerisinde yaşayabileceğiniz şarj problemini de çözüyor.
  • S Health Lite kişisel fitness koçluğu yapıyor ve formunuzu korumanızda size yardımcı oluyor.
  • Studio uygulaması ise fotoğraf ve videoların kolaylıkla düzenlenmesini sağlıyor.

 

Bu teknik özelliklerin yanı sıra Galaxy K zoom’un tasarımı da oldukça güzel. Kompakt tasarımı sayesinde, üst düzey taşınabilirlik sunan Galaxy K zoom’un ergonomik kavrama özelliğinin yanı sıra şık ve özgün hatları, yumuşak ve rahat bir kullanım hissi veriyor.

 

Galaxy K zoom hakkında detaylı bilgi almak için http://www.samsung.com/tr/consumer/mobile-phone/galaxy-camera/galaxy-camera/SM-C1110ZKATUR adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Sizi en çok çocuğunuz şaşırtır!

Biz anneler, çocuklarımız ile ilgili endişelerimizden dolayı onların potansiyelini bazen göremeyebiliyoruz. Oysa hayata bir de onların gözünden bakmayı denesek.... Hayata çocuklarınızın gözlerinden bakıp, gülümsemeye ne dersiniz? Endişeleriniz onların yaşayarak öğrenmesinin önüne geçmesin…

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Hamilelikte Kafein Kullanımı

Kafein kullanımı tüm anne adaylarının ve emziren anneleri ilgilendiren bir konudur. Kafeinli içecekler fazla tüketildiğinde demir, çinko gibi maddelerin emilimi sekteye uğrar. Bu durum da kansızlığa yol açar. Aynı zamanda kalsiyum noksanlığı yaratır. Kafein en çok çay, kahve ve çikolata yer alır. Gebelikteki tüketim 200 mg’ı aşmamalıdır. Uzmanlar hamile ve emziren bayanların 2 fincandan fazla çay/kahve tüketmemesini önerirler. 

 Her şeyin fazlası zarar hesabından gidersek normal yaşantımızda da aşıra tüketime kaçmamamız gerekir. Fazla kafein alımı alışkanlık yaptığı gibi tansiyon, kalp ve sinirsel rahatsızlıklara yol açabilir. Bu noktada hamile olmayan bir insanın ise 300 mg dan fazla kafein almaması gerekir.

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız... Ama bazı şeyler zaman alır.
Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?
http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²
Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.
Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.
İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.
Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.
http://vitasure.com.tr/
1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.
2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Anaokulu Seçerken

Anaokulu arayışına girdiğimiz şu günlerde bizim için oldukça sıcak bir gündem anaokulu seçimi. Konu sandığımdan da zor çıktı diyebilirim. Hatta bu kadar ince eleyip sık dokuduğumu fark ettiğimde çocuğu ilk okula nasıl göndereceğim korkusu sardı beni. Eminim her veli de benim gibi düşünmüş uğraşmış sonunda çocuğu için en iyisini seçmiştir, onca çocuk anaokuluna gidiyor bunda abartacak bir durum yok diye sürekli kendimi telkin halindeyim. Temiz, yemekleri düzgün ve bunların yanında konforlu olsun önemli tamam ama bunlar fiziki ihtiyaçlar. Yatakhanesinden yemekhanesine tuvaletine her şey dört dörtlük olmalı fakat aslında bunlardan da önemli bir konu var o da eğitim sistemi, programı. Okul öncesi çağı eğitimi gerçekten önemli. Hamurun kıvamını tutturursanız sonrasında kekiniz güzel kabarır bilmem anlatabildim mi.

Her araştırmacı ebeveyn gibi biz de düştük yollara. Hem anaokulu gezme hem de webi didik didik etme çalışmalarına giriştik. Her gün iş çıkışı koştur koştur anaokulu gezer olduk. Kendimi bazen milli eğitim denetçileri gibi hissettiğim doğrudur o yüzden.

Benim bulduğum araştırdığım üç tane eğitim sistemi var. Bazı okullar tek sistem, bazıları ise çoklu (karma) sistem kullanmaktalar. Bunları kullanmayan geleneksel sistemi uygulayan okullar başarısız anlamına gelmiyor tabii ki. Önemli olan nokta okul öncesi eğitimin çocuğun kişisel gelişimine katkıda bulunup, sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmesine olanak sağlaması. Ve aynı zamanda ebeveynlerin çocuklarını gönül rahatlığı ile emanet edebilmesi de bence, bu da önemli bir konu.

Gel gelelim şu meşhur eğitim sistemlerine. Tek tek bahsedeyim.




Montessori Eğitim Sistemi:

Montessori Maria Montessori tarafından geliştirilen bri pedagoji olarak biliniyor. Bu yöntemdeki amaç çocuğun kendi becerilerine ve ilgilendiği konulara; öğrenme tarzı ve süresine odaklanarak uygun bir eğitim programı oluşturmak. Amaç eğitimde metottan öte kişiliği dikkate almak. Montessori sistemini kullanan okullarda bu nedenle çocuklar istedikleri materyallerle diledikleri zaman ve yerde haşır neşir olabiliyorlar. Amaç kendi kendilerini geliştirmeye olanak sağlamak, kişiliklerini oluşturmak üzere özgürlük tanımak, bireyselleşme ve aynı zamanda sosyalleşmeye olanak sağlamaktır. Montessori der ki çocuklar sanılanın aksine ödüllerden ya da cezalardan, oyuncaklardan, çikolata şekerden, programlı eğitim programlarından haz etmeyip özgürlükten, iç denetimden, hareket halinde olmaktan, kendi kendine sosyalleşmekten, özgürlüğe dayalı disiplinden, kitaptan bağımsız okuma ve yazmadan haz ederler. Şaşırtıcı değil mi. Oysa biz ebevynler günlük yaşamda ödül ceza sistemini çok kullanırız. Çikolata, şeker ve oyuncak en büyük ödüldür gözümüzde. İlla kitap okusun isteriz. İşte bunları tamamen devre dışı bırakan bir yöntem kendileri

Waldorf Eğitim Sistemi:

Tarihçesinden bahsedip sizleri sıkmamak adına özetle bu bir Alman sistemi diyebilirim. Almanya’da bu sistemi uygulayan sayısız okul yer alıyor. Bu sistemin 3 bilinen  temel öğesi hayal gücünü geliştirmek, sorumluluk bilincini oturtmak ve doğruluktan sapmamak. Bunları okuduğumda tipik bir Alman insanı gözümün önene geldi diyebilirim. Bu sistemle yaratıcı ve başarılı nesillerin yetişebilmesi çok mümkün duruyor. Waldorf sistemini  uygulayan okullara giderseniz kullanılan materyallerin tamamen doğal haliyle olduğunu görürsünüz; yaprak, odun parçası gibi. Böyle okullarda plastik oyuncaklar, bilgisayarlar bulunmaz. Çocuklar sanat, hareket ve oyun oynayarak her şeyi öğreniyorlar. Çocukların bu sayede çok yönlü gelişimi mümkün.

Reggio Eğitim Sistemi:

Reggio ise Montessori ve Waldorf ile ortak noktalara sahip gibi. Yalnız bu sistemde aile katılımı çok ama çok önemli. Teknolojiyi kullanmakta çekince duyulmuyor. Fiziksel çevre is oldukça önemli görülüyor. Bu sistemde katı kurallar, kalıplaşmış davranışlar ve geleneksek eğitim yöntemlerine yer verilmiyor. Çocuğun çevreyle iletişimine son derece önem veriliyor. O nedenle çocuklar merkezi, eğitimci ve aile ise destek ve rehber rol oynar. Bu sistemde işbirliği ve paylaşım son derece önemli kavramlardır. Çocuklar öğrenme sürecini aynı zamanda yaşarken tecrübe edinirler. Yapılan projeler bu sürecin çok önemli bir parçasıdır. Bu sayede bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim etkin bir şekilde sağlanır.




Bu 3 eğitim sistemi felsefesi, öğretmen tipi, öğretme stili ve aktiviteler açısından gerek ortak gerekse farklı özellikler taşımaktadır. Size en uygun olanı kararını yine en iyi sizler verirsiniz düşüncesindeyim. Biz henüz kararımız vermedik. Umarım verdiğim bu bilgiler az da olsa yol gösterici olur. Diğer bloglardan, bu sistemleri kullanan eğitim kurumlarından ve makalelerden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Sevgiler