1 günlük Eskisehir turu

Bayram tatilinde eşim ve ben anneannesinin Aras'a bakmasını fırsat bilip günübirlik Eskişehir turu yapmaya karar verdik. Ne yalan söyleyeyim Eskişehir'i bu kadar güzel bir şehir olarak beklemiyordum. Tarihi yerleri, parkları, kafeleri ve restoranları ile tam bir Avrupa şehri havasına sahip. Daha önce niye gelip gezmedik diye de hayıflanmadim degil.
İşte bir günlük Eskişehir maceramızın detayı:
Sabahın erken saatinde yola koyulduk. Oldum olası uzun yolda kahvaltı yapmaya bayılırım. Daha önce Bursa'ya yaptığımız bir seyahat sırasında serpme kahvaltısını oldukça beğendiğimiz Sivrihisar yakınlarında yer alan Bena Petrol'de durakladık ve muhteşem kahvaltımızı yaptık. Eğer yolunuz bir seyahatiniz sırasında buraya düşerse kahvaltınızı yapmadan geçmeyin derim. Hem çok hızlılar hem de serpme kahvaltıları oldukça çeşitli ve lezzetli.
Eskişehir'e vardığımızda ilk durağımız Kentpark oldu. Park oldukça geniş yesil alana sahip ve içinden Porsuk çayı da geçiyor. Eskişehir'de yaşayanlar burada deniz ve plaja olan özlemlerini bir nebze giderebilirler çünkü parkın içinde sahili hatırlatan meşhur plajı yer alıyor. Park içinde ayrıca Manej adı verilen yerde ata binme şansını da yakalayabiliyorsunuz.


Bir sonraki durağımız tarihi Odunpazarı. Burada tarihi evler, butik dükkanlar, el sanatları atölyelerini gezebilirsiniz. Bölgede yer alan turistik mekanlar olarak Lületaşı Müzesi, Cam Sanatları Müzesi ve Kurşunlu Külliyesini sayabilirim. Unutmadan meşhur Met Helvasını da tatmadan şehirden ayrılmayın derim.






Bir sonraki durağımız ise Şelale Parkıydı. Burası sonradan yapılan bir park. Odunpazarı ilçesinde yer alan bu parkta kahvaltı yapabilir, şehir manzarasına karşı Türk kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Eskişehir deyince sanırım herkesin aklına çiğbörek ve Porsuk çayı gelir. Şehir merkezinde bulunan Papağan Çiğbörekçisi'ne uğramamak olmazdı. Şehirdeki en iyi çiğbörekçi olduğu içerideki kalabalıktan anlaşılıyordu. Çiğbörek tutkunu olan ben oldukça mutlu olarak Papağan'dan karnım tok ayrıldım.

Öğle yemeğinin ardından Porsuk çayı etrafında turladık Doğruyu söylemek gerekirse Ankara'dan sonra Eskişehir'de adeta büyülenmiştim. Porsuk çayının etrafında yer alan kafeler cıvıl cıvıl, şehir canlı ve hareketliydi. Açıkçası arnavut kaldırımları da şehre ayrı bir hava katmış. 

Bir arkadaşımızdan Sensus Şarap Evi'ni duymuştuk. Hemen oranın yolunu tuttuk. Posuk çayına yakın bir lokasyonda olduğu için mekana kısa sürede yürüyerek ulaştık.Mekanı oldukça beğendim. İçeride yer alan raflarda 400 den fazla şarap yer alıyor. Dilerseniz şarabınızı peynir reyonundan seçeceğiniz peynir tabağıyla da lezzetlendirebilirsiniz. Haftanın 7 günü açık olan mekanda fiyatlar oldukça uygun. İsterseniz beğendiniz şarabı satın da alabiliyorsunuz. Benim seçimim meyveli şaraptan yana oldu. Meyve şarapları genelde ağzınızı burar ve mayhoş bir tadı olur. Burada tattığım şarap oldukça güzel ve içimi rahattı.



Bir Eskişehir maceramızın sonuna yaklaşmıştık. Akşam üstü eve dönmek üzere yola çıktık. Eskişehir'den bir sonraki sefer arkadaşlarımla gelmeyi planlayarak mutlu bir şekilde ayrıldım. Bu kadar yakınımızda olan bu güzel şehri tekrar ziyaret etmemek büyük haksızlık diye düşünüyorum. 

Yazımı sonlandırmadan önce dönüş yolunda uğradığımız Muhteşem tesislerinden bahsetmek istiyorum. Yine Sivrihisar yakınında yer alan bu dinlenme tesisinde ballı gözleme ve kendi imalatları olan sucukları oldukça lezzetli. Ne zaman Sivrihisar'dan geçsek yemeden eve dönmediğim ballı gözlemeyi yine yeme fırsatını yakaladım. Şiddetle tavsiye ederim.

Mutlu kalın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder