1 Günlük İstanbul Turu

Aras doğmadan önce yaptığım keyifli gezilerden bir tanesi de günübirlik İstanbul turuydu. Yorucu olmadı mı derseniz artık şimdi tarih olan yataklı trenle gidip döndüğümüz için bırakın yorucu olmayı acayip keyif aldık. İstanbul'un her noktasını gezdik diyemem tabiiki. Zaten kanımca İstanbul'da yaşasam İstanbul'u derinlenesine keşif etmem için hesabıma göre tam tamına 1 seneye ihtiyacım var.

Hey gidi Haydarpaşa Tren Garı hey. İstanbul deyince hafızamda canlanan sayılı tablolardan. Akşamdan Ankara Tren Garı'ndan İstanbul trenine bindik. Akşam trenin içinde yer alan restoranda atıştırmayla birlikte içkilerimizi yudumladık. Ve sabaha kadar uyuya uyuya İstanbul'a Haydarpaşı Tren Garı'na vardık. Aslında trendeki restoranda da kahvaltı çok keyifli olur. Özellikle yağda yumurtasının lezzetini daha önceki tren seyahatlerimden çok iyi bilirim. Ancak hisarda boğaza karşı kahvaltıya oldukça motiveydim. Trenden inip hemen yanıbaşındaki iskeleden vapura atladığımız gibi hisar civarında yer alan meşhur kahvaltı mekanlarının yolunu tuttuk. Bakır tavada hellim, pastırma, serpme kahvaltısı oldukça başarılıydı. O bölgeye vardığınızda kahvaltı mekanlarının hemen hepsinde bahsettiğim kahvaltıyı bulabilirsiniz.



Kahvaltı sonrası bebek sahilinde turlamaca. İşte Ankara'da bulamadığımız muhteşem boğaz manzarası, deniz manzarası, martıların sesleri. Zorlu yaşam koşulları olmasa yaşanılası yer şu İstanbul dedirtti bize.



Daha gitmeden Ortaköy de Ortaköy dediğim için sonraki durağımız Ortaköy oldu. Tok olduğum için kumpirini yiyemedim ancak deniz kenarında Türk Kahvesi keyfini yaptık burada. Vakit sınırlı olduğu için Ortaköy gezimizi de zipledik adeta. Sonrasında Beşiktaş sahilinde şöyle bir turladık. İstanbul'u bir güne nasıl sığdırır ki insan.




Veee Taksim. Hemen şampiyonda kokoreç, midye keyfi. Çiçek pasajı turu. Sonrasında nargile keyfi. Unutulmaz İnci Pastanesi'nde profiterol. Taksimi noktalandırırken Fransız Sokağı'na da uğrayıp soğuk birşeyler de yudumladık. Hep okumaya heveslendiğim Galatasaray Lisesi'nin bahar şenliğine kısa süreli de olsa dahil olduk.



Taksim maceramızı sonlandırırken fünikülere atladğımız gibi Galata Köprüsü'ne ulaştık. Ne kadar da çok oltayla balık tutan vardı. O kadar balık var mıydı. Varmış evet. Hava da keyifli ve güneşli. Ortalık capcanlı, herkes balık kovalarını doldurma telaşında. Vaktimiz sınırlı olduğu için burada çok kalamadan tarihi yarımadaya yöneldik.

Sultan Ahmet meydanını ilk kez görmüştüm ve çok beğendim. Tarihi binaları, Sultan Ahmet Camii ve Yere Batan Sarnıcı. Yere Batan Sarnıcı'nı çok merak ediyordum. İlk olarak oraya yöneldik. Gerçekten de çok ilginçti. İçerideyken ürpermedim değil. Sanki birden herkes sular altında kalacak gibi bir his çöktü içime. Malesef akşam üzeri olduğu için Sultan Ahmet Camii kapanmıştı o yüzden gezemedik.



Yorulmuş ve acıkmıştık. Keyifli bir akşam yemeği için arkadaşlarımdan birkaç öneri almıştım ki lokasyon olarak en yakında bulunan Balıkçı Sabahattin'in (http://www.balikcisabahattin.com) yolunu tuttuk. Gerçekten mezeleri ve yemekleri çok ama çok başarılı. Yediğim dil şişin lezzetini hala başka yerde bulmuş değilim. Buraya kadar yürüdüğümüze değmişti gerçekten.

Güzel geçirilmiş bir günün sonunda kendimizi Haydarpaşa'ya attık tekrar. Trende aralıksız uyumuştuk. Kahvaltıyı trende yapmayı planlayıp da uyanamadığımızı hatırlıyorum.

Bol gezmeli tatiller..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder