Gezme-Tozmaca V3: The Pink City: Toulouse

La vie en rose ya da  pink city söylemlerini daha önce duymadıysanız bu yazımı muhakkak okuyunuz. Çünkü bu seferki gezi yazımda sizlere Fransa'nın İspanya vari şehri olanToulouse'u anlatacağım. Pek adını sanını duymadınız biliyorum. Popüleritesinin yüksek olmamasını kendisinin oldukça mütevazi oluşuna bağlıyorum.

Buraya ilk gidişim 2005 senesine dayanıyordu. Daha sonrasında da iş nedeniyle sık sık uğrak yerim oldu. Her dönüşümde özlediğim bir şehir oluverdi. Nedendir bilinmez oraya her gidişimde ruhumun dinlendiğini hissediyordum. Neden mi pembe? Sakin ve oldukça romantik bir yer burası. Oldukça geniş meydanları, panjurlu evleri, süslü balkonları, dar sokakları, renkli binaları vs vs.

Tipik bir Avrupa şehri gibi Garonne adlı nehir şehrin ortasından geçiyor. Ünlü Pont Neuf köprüsünden baktığınızda şehrin bizim Eskişehir'i andırdığını fark edeceksiniz.

Şehrin bütün sokakları sanki ünlü Capitole meydanına çıkıyor. Burada kaybolurum diye korkmanıza gerek yok çünkü kaybolsanız da dönür dolaşır Capitole'e çıkarsınız. Capıtole'de akşamları dizilen krepciler favorimdir. Sanırım Toulouse ve midem deyince aklıma ilk gelen şeydir bu. Kışın soğuğunda dahi soluğu Capitole'un dışarıda krep yapan tezgahlarında almışlığım çoktur.Giderseniz ballı ve çikolatalı olanlarını şiddetle tavsiye ederim. Vee tadına doyum olmaz L'Entrecote et lokantası. Adından da anlaşılacağı üzere burada tatmadıysanız Antrikot yedim demeyin. Yanında sundukları ince kıyım patates kızartmasının da ayrıca hastasıyımdır.Bir keresinde meşhur ördek yemeğini ve kaz ciğerini tatmışlığım da vardır ancak damak tadıma pek hitap etmediği için ballandıra ballandıra anlatamayacağım.



Şehirde genç nüfusun baskın olmasından dolayı akşamları cafe ve barların tıklım tıklım olduğunu söyleyebilirim. Olur da yer bulursanız 'sider' adlı biranın tadına bakın derim. Bir de 'pino' adlı pembe şarabını oldukça sevmiştim.Şarap merakınız varsa oldukça uygun fiyata şarap almanız da mümkün.

Son alarak tarihi mekanları gezmekten hoşlananlara Saint Sernin Basilikası, Jacobins Manastırı ve Bernuy hızlıca sayabileceğim, görülmeye değer tarihi yapıları.

Gezmeyi çok ama çok sevenlere leyleği havada görmeleri dileklerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder