Balkabağı

Cadılar bayramının başrol oyuncusu olan bal kabağının faydaları saymakla bitmez. Kışın en çok sevilen sebzelerindendir kendisi. Beta karoten ve anti antioksidan özelliği sayesinde bağışıklık sistemini destekler. Bünyesinde potasyum, fosfor, ademir, çinko, kalsiyum gibi vücudumuzun ihtiyacı olan mineralleri barındırır. Zaten nerde lifli gıda görürseniz biliniz ki sağlığa yararlıdır. 


Bal kabağıyla ne mi yapılır. Şahane bir tatlı ve besleyici bir çorba

Tatlı krizine girdiğim şu günlerde, aklıma zaten kabak tatlısı çoktan düşmüştü. Daha önce bir arkadaşımın ballandıra ballandıra anlattığı tahin pekmezli kabak tatlısından yaptım. Hem çok lezzetli hem de çocuklar için de çok besleyici bir tatlı. Kış günü siz de benim gibi tatlı arayışına girdiyseniz tavsiye olunur.





Malzemeler:
  • 1 kg balkabağı (soyulmuş ve dilimlenmiş)
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı öğütülmüş ceviz
  • 1,5  çay bardağı tahin
  • 1 çay bardağı pekmez




Yapılışı
Soyulmuş ve dilimlenmiş balkabakları geniş bir tencereye alınır ve şeker ilave edilir. Bir süre dinlendikten sonra hafif ateşte kaynamaya bırakılır. Kabaklar yumaşadıktan ve suyunu çektikten sonra ateşten alınır.
Ayrı bir kapta pekmez, tahin ve kabaktan alınan birkaç kaşık şerbet karıştırılır. Servis tabağında alınan kabağın üzerine bu karışımdan ilave edilir. Son olarak üzerine ceviz serpilerek afiyetle yenir.





Çorba tarifine gelecek olursak

Malzemeler:

2 kase doğranmış balkabağı
2 su bardağı et ya da tavuk suyu
1 adet havuç
1 adet patates
1 adet kuru soğan
Zeytinyağı



Yapılışı:

Patates, havuç ve kurusoğanı da doğrayarak balkabağı ile birlikte sebzeleri zeytinyağında 5 dakika kadar soteleyin. Sonrasında et/tavuk suyu ilave ederek orta ateşte pişirmeye bırakın. Tüm malzemeler piştikten sonra rondodan geçirin. 1-2 dakika kaynattıktan sonra çorbanız hazır olacaktır. İsteğe göre su ve karabiber ilave edebilirsiniz.



İşte bir kabakla iki yemek hazır.

Afiyet olsun


MİM-KIŞA DAİR FAVORİLER

Merhabalar,

Sonunda beni de mimlediler. Çok sevgili blogger arkadaşım Duygu Papır tarafından mimlendim. Kendisi severek takip ettiğim Fotoğraf Delisi bloğunun sahibesidir.

İşte benim kışa dair cevaplarım:

1)KIŞ DEYİNCE İLK AKLINIZA NELER GELİYOR?
*Dağda kayak tatili


2)FAVORİ KIŞ AKSESUARIN NEDİR?
*Şapka ve berelerim

3) KAHVE Mİ? ÇAY MI? SALEP Mİ? 
*Tarçınlısından bir fincan salep



4) FAVORİ KIŞ MUMUN?
  * İkea mumlarım


5) KIRMIZI RUJ MU ? EYE LİNER Mİ? 
  *Eyeliner

6) EN SEVDİĞİN KIRMIZI RUJ ?
 * Kırmızı ruj kullanmam

7) EN ÇOK GİYDİĞİN KAZAK ?
*Siyah Network marka kazağım

 8)EN SON ALDIĞIN KAZAK?
* Boğazlı Network kazağım

9) ÇOCUKLUĞUNDAN BİR ANINI BİZİMLE PAYLAŞ 

* İlkokuldayken gittiğimiz bir İstanbul gezisinde Bakırköy Galleria Alışveriş Merkezi’nde yer alan Fame City’de ağabeyimle saatlerce oyun oynayıp kapıda bizi bekleyen annemi unutuşumuz.

10) FAVORİ KIŞ OJEN HANGİSİDİR?
*Flormar-Vizon Rengi Ojem (427)

11) KISA BOT MU ? UZUN BOT MU?
* Uzun Bot  

12) FAVORİ KIŞ PARFÜMÜN ?
* Chanel Coco  

13) FAVORİ KIŞ MAKYAJ ÜRÜNÜN ?
* Compact pudra allığım (TerraCotta)

14)FAVORİ KIŞ CİLT BAKIM ÜRÜNÜN?
* Dermologica Nemlendiricim

15) KIŞ MI ? YAZ MI ?
*Kış

Kışa dair favorilerim bunlar. Mimleme sırası bana geldi. İşte mimlediklerim:


Sevgiler…

300 İzleyici Hediyesi

'Geceleri deliksiz uyuyan, gündüzleri iştahla yemeğini yiyen, kendi başına sıkılmadan oyun oynayabilen, ne zaman ne istediğini anlayabileceğiniz bir bebek büyütmek...kulağa erişilmesi güç bir hayal gibi geliyor değil mi? Tracy Hogg'un yardımıyla bu hayali gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Bebeğiniz kendinden emin adımlarla büyürken, siz bebek sahibi olmanın tadını çıkarın.

Şimdiye kadar bebeklerin aslında bir dilleri olduğunu fark etmiş miydiniz hiç? Tüm bebeklerin aslında her şeyin farkında olduğunu ve dünyaya gelir gelmez minik patron koltuğuna oturduklarını keşfeden yazar bu eşsiz kaynağındaanne-babalara bilinçli bir eğitimin kapılarını açıyor. Patron koltuğunu kaptırmamanın yollarını binlerce çocukla edindiği deneyimleriyle anne babalara anlatıyor. 

Doğumdan üç yaşına kadar geçen süreçte beslenme, uyku alışkanlıkları, tuvalet eğitimi, duygu ve davranış sorunlarına kalıcı, akılcı ve uzlaşmacı çözüm yolları sunan bir kitap, anne-babalara bebekleriyle birlikte bir kez daha büyüme ve hayattan keyif alma şansı tanıyor'



Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler, anne-baba olmayı düşünenlerin, anne adaylarının, yeni bebek sahibi ailelerin okuması gereken harika bir kitap. İzleyicim olun ve çekilişe katılmak isteğinizi bu yazıya yorum olarak yazın bu sayede çekilişe katılmaya hak kazanın. Son tarih 20 Şubat 2014.

Bol şans..

En İyi Blog Yarışması

En İyi Blog Yarışması


En İyi Blog Yarışması
Merhaba sevgili Blog Yazarları.! Yeni yarışmamız olan, "En İyi Blog Yarışması" yakında başlıyor. Blog sayfalarınızın daha geniş kitleler tarafından duyulması, kalıcı bir takipçi kitlesi edinmesi ve siteler arası link trafiğini artırmak adına düzenlediğimiz etkinliklerden biriyle daha karşınızdayız.

Yarışma Ödülü
Dereceye girecek olan ilk 6 Blog, sol tarafta görmüş olduğunuz sponsorlarımız alanında sitelerine direkt olarak 2 ay boyunca ücretsiz link kazanacaklar.. Yarışma birincisine extra olarak jüri üyeliği verilecektir.

Yarışma Oylaması
Yarışmamızın kazananlarını "Blog Deposu Jüri Üyeleri" belirleyecektir. Yarışmaya katılan her blog, jüri üyeleri tarafından 10 tam puan üzerinden derecelendirilecektir.

Yarışmaya Nasıl Katılırım
Yarışmaya katılmak isteyen blog sahipleri, önce bu yarışmayı sayfalarında duyurup, yayın içerisinde link verdikten sonra paylaşım yaptığı sayfa linkini alttaki yorum alanına bırakmalıdır.
Herkese bol şans.. http://blogdeposu.blogspot.com/

Anne Çorbası

Tüm annelerin başucu yemeği, çocuk menülerinin baş tacıdır o. Ne mi? Tabiiki sebze çorbası. Bıraksanız tabiattaki tüm şifalı bitkiler, bilmem neyin kökü, onun sapı, bunun çekirdeği girmek ister içine. Çocuğunuzun yemeği istemediği fakat sizin yedirmeyi çılgınca arzuladığınız tüm sebzeleri sinsi sinsi atıverirsiniz içine. Ne büyük hazdır. Tabağın dibi de göründü mü sevinç çığlıkları atasınız gelir, amigo kızlar meydana çıkıp dans etse yeridir. O gün moralinizi zor bozarlar. Kocaman bir kaseyi yedi. Evveett :)
Tabii ki tercih her bir sebzenin tadını ayrı ayrı tatması, tanıması ama yemiyorsa ne gelir elden. Şimdi ben bir tarif yazacağım ancak içinizden ne geliyorsa içine atın ama çaktırmayın.

Malzemeler:

·         1 adet havuç
·         1 adet kuru soğan
·         Karnabahar (bir büyük karnabaharın yaklaşık 1/8 i)
·         Brokoli (karnabaharın ölçüsünde)
·         1 küçük patates
·         Ispanak yaprakları
·         Pazı yaprakları
·         Yarım enginar
·         2 yemek kaşığı ince bulgur
·         2 yemek kaşığı kırmızı mercimek
·         Lezzet vermesi için et ya da tavuk suyu (tavuğun organik/köy tavuğu olması önemli)
·         1 yemek kaşığı zeytinyağı



Yapılışı:

Tüm sebzeler iyice yıkanır ve büyük parçalar halinde doğranır. Tüm sebzeler, bulgur ve mercimek bir tencereye alınır. Tercihen et ya da tavuk suyu ilavesiyle bir miktar pişirilir. (vitaminini kaçırmamak adına ben az pişiriyorum). Ocaktan alınarak rondodan geçirilir. Tekrar tencereye alınarak zeytinyağı ilavesiyle bir taşım kaynatılır. Ocaktan alınır ve soğumaya bırakılır. Bir dilim tam buğday ekmeği ile birlikte bir kasenin tamamı çocuğa yedirilir.

Afiyet olsun

Doğum Hikayem

Her annenin bir doğum hikayesi vardır. Benimki de bana has, bana özel.

Sıcak kavurucu bir ağustos ayıydı benim zamanım. Bir hava bu kadar sıcak olabilir miydi diyordum yoksa biri içime ekmek fırını mı yerleştirmişti. Sonlara doğru sıcaktan olsa gerek tüm vücudum şişmeye başladı. Sona yaklaştıkça yürümeye dahi zorlanıyor, hamilelikte başlayan kansızlığım yüzünden nefes almakta zorlanıyordum. Son iki haftayı oldukça zor geçirdiğimi hatırlıyorum.

Ve o büyük gün. Öncesindeki gece sıcaktan ve korkudan uyuyamamıştım. O kadar korkuyordum ki sanki yarın ölecektim. Sabah erkenden kalktım ve moral depolamak üzere kuaförün yolunu tuttum. Sözüm ona fotolarda fönlü saçlarımla boy gösterecektim.

Eve 3 kişi dönmek üzere evden ayrıldık ve hastanenin yolunu tuttuk. Hastaneye vardığımızda odamız süslenmeye başlamıştı. Vakit gitgide yaklaşıyordu. Doğum öncesi en net hatırladığım annemin bana tedirgin bakan gözleri ve çok sevdiğim doktorum Burcu Saygan Karamürsel'in cesaret verici bakışları, telkin edici, yatıştırıcı sözleriydi. Vakit geldiğinde annemle son birkez bakıştık, biliyordum arkamdan ağlayacaktı o yüzden ben tuttum kendimi. Ama öyle ihtiyacım vardıki sarılıp hüngür hüngür ağlamaya. Eşimle vedalaşmadım çünkü önceden bebeği birlikte karşılama kararını almıştık. O da ameliyathanenin yolunu tuttu benimle birlikte. Ameliyathaneye girmeden önce  bundan 5 sene önce kaybettiğim babamın beni izlediğini hissettim. O an bir güç geldi ve babamın akıllı ve cesur kızı olarak girdim doğuma.

Ve o mutlu an. Bebeğimin benden ayrılışını hissettiğim an gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım. Benden ayrıldığına üzüldüm biran. Garip bir duyguydu. Eşimin 'Burcu çok tatlı, tombik bişey' dediğini hatırlıyorum. Hemen temizleyip, giydirip yanıma verdiler. Hayatımın en güzel dakikalarıydı. Sıcacık yanağını yanağıma dayandığında herşeye değersin dedim. O andan sonra hayat sıfırlanmıştı sanki. Daha önce nasıl bir hayat yaşamıştım inanın hatırlamıyorum...



Organik Bisküvi

Çocuğuma yok ben katiyen hazır birşey yedirmem diyenlere, kahvaltısına ekleyebileceğiniz ya da gün içinde atıştırmalık bisküvi tarifine hazırsanız, ben de hazırım işte tarifi:

Malzemeler:
  • 1 su bardağı tam buğday unu
  • 1 su bardağı yulaf unu
  • Çeyrek su bardağı irmik
  • 3 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı yoğurt
  • Aldığı kadar su
  • Tercihe elma rendesi


* Malzemeleri ben organik kullandım. Sağlıklı bir bisküvi için tavsiye olunur.

Yapılışı:

Hamur kabında irmik, yulaf unu, teryağ, yoğurt karışımına su eklenerek yoğrulmaya başlanır. Kıvamı ayarlamak adına tam buğday unu bu karışıma yavaş yavaş ilave edilir ve bir süre daha yoğurulur. Tereyağının oda sıcaklığında yumuşak olması önemli. Yumuşak bir kıvam için elma rendesi ve tercihe göre tarçın ilave edilebilir. Hamur hazır olduktan sonra istenilen şekil verilerek yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine dizilir. Önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika pişirilir. 


Afiyetler olsun...

Bloglardaki Gadget Sorunu

Bloğunuzda,

Maalesef...
Bu gadget hatalı olarak yapılandırıldı. Web yöneticileri için ipucu: Lütfen "Friend Connect Ayarları - Ana Sayfa URL'si"nin bu sitenin URL'siyle eşleştiğinden emin olun.

Türünde hata mesajları alıyorsanız düzelmesi için yapmanız gerekenler:

1.     Kumanda panelinde sırasıyla Tasarım/Ayarlar/Temel’e tıklayıp Yayıncılık başlığı  altındaki blog adresinde ufak bir değişiklik yapın ve kaydete basın (örnek olarak ben mommyslifetime sonuna ‘s’ harfi ekledim. Yeni adresim mommyslifetimes.blogspot.com oldu.
2.     Bir süre sonra yeni adresten giriş yaptığınızda Gadget sorununun giderilmiş olduğunu göreceksiniz. 1. maddedeki adımları tekrar uygulayıp sitenizi eski adresine çevirebilirsiniz. Sorun ortadan kalkacaktır.

Sevgiler

Bebek Çamaşırları Nasıl Yıkanmalı

Malumunuz bebeklerin ciltleri oldukça hassastır. Böyle olunca teninin direk temas ettiği çamaşırların seçiminden tutun, bunları nasıl yıkayacağınız ve ütüleyeceğinize kadarki süreç, oldukça dikkat ve itina gösterilmesi gereken bir husustur

Bebeklerin ciltleri neden mi hassas? Ciltlerindeki yağ tabakası oldukça ince ve henüz dış dünyaya maruz kalmayan cilt oldukça korunaksız. Bu durumdayken uygun olmayan deterjan ve kıyafet kullanımı tahrişler, kızarıklıklar ve hassasiyet yaratabilir.

Kıyafet seçiminde mümkünse yenidoğanlar için üretilmiş organik ya da pamuksu, üzerinde sert cisimler, objeler içermeyen türler tercih edilmelidir.Yeni aldığınız kıyafetlerin üzerinde yer alan etiketler de yıkama öncesi muhakkak kesilmelidir.

Yıkama işlemine geçecek olursak. Kendi çamaşırlarınızdan ayrı yıkamanız da önemli. Zaten yetişkinler için kullanılan deterjanlar da bebeğinizin cildinde hassasiyet yaratabilir.Mümkünse bebekler için özel üretilen deterjanlar/sabun tozları tercih edilmelidir.Çamaşır suyunun kullanılmamasına da özen göstermelisiniz.Yıkama işlemi sonunda bebek deterjanı da olsa durulamanın da itinayla yapılması gerekir.

Benim kullanmayı tercih ettiğim deterjanlar:





Bebek çamaşırları mümkünse açık hava ve bol güneş altında kurutulmalı. Yüksek ısıda ütülenmelidir.

Sağlıklı günler dilerim.

Bugün günlerden makarna

Madem günlerden pazar, bugünü makarna günü olarak ilan etmeye karar verdim. İlanımda napoliten soslu makarna vardı. Lezzetli mi lezzetli bir tarife hazırsanız kaleminizi kağıdınızı hazır bulundurmanızı tavsiye ederim. O da ne tv programında yemek tarifi veriyorum sanki. Kağıt kalemi boşverin hadi parmaklar CTRL+C sonrasında da CTRL+V yapsın. Beni hatırlayacağınız bir tarif düşün hafızanıza:

Malzemeler:
  • 1 paket makarna (Tercihim:Garofalo Fusilli Lunchi özel kesim makarnası)
  • 500 gr domates (Yaşasın yazdan hazırladığımız domates kavanozları)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • 1 adet kuru soğan
  • Tercihen 1 su bardağı et suyu
  • Tuz, karabiber, kırmızı biber
  • Kaşar ya da parmesan peyniri
  • Fesleğen


Yapılışı:

Sos hazırlamaya başlarken aynı anda makarna, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, tuz ve su bir tencereye konarak pişirmeye başlanır. Makarnaları oldum olası soğuk suda pişiririm. Daha bir lezzetli olur deneyin yanılmadığımı göreceksiniz. Sosa gelirsek; soğan ve sarımsaklar ince kıyım doğranır. Zeytinyağı ilavesiyle bir güzel kavrulur. Domatesler eklenir ve bir süre pişmeye bırakılır. Et suyu tercih edilirse pişirme sırasında eklenir. 15 dakika pişirme süresinin ardından fesleğen, karabiber, tuz ve kırmızı biber eklenerek 1 dakika kadar daha ateş üzerinde bırakılır.



Makarna piştikten sonra ocaktan alınır, süzülür ve soğuk sudan geçirilir. Tabaklara alınır. Üzerine napoliten sosu ve kaşar/parmesan peyniri de eklenerek servis edilir.

Afiyetler olsun


Ballı Muhallebi

Bu yazımda sizlere ara öğünümüzün vazgeçilmezlerinden biri olan, besleyici değeri yüksek, enerji seviyesini maksimum seviyeye çıkaran, kalsiyum deposu, süt içmeyi sevmeyen çocuklar için hızır reis bir tatlı olan ballı muhallebiden bahsedeceğim. Önceleri pekmezle denediğimiz muhallebinin çok da ilgi ve sevgi görmemesi üzerine kalsiyum demir kombinasyonunun birbirini nötürlediği felsefesini de bir güzel bahane ederek dümenimizi ballı muhallebiye çevirdik. Süper oldu, tabiri caizse beslenme menümüze cuk oturdu,  daha önce aklımız neredeydi dedirtti adeta. 

Gelelim meşhur ballı muhallebimizin tarifine. Ara öğün dediğim için tarifi bir porsiyon, yani bir kase üzerinden vereceğim. 
Malzemeler:
  • 200 ml organik süt
  • 1 tatlı kaşığı buğday nişastası
  • 1 tatlı kaşığı pirinç unu
  • 1 tatlı kaşığı bal
  • Tercihe göre damla sakızı
Yapılışı:

Küçük bir tencerede buğday nişastası ve pirinç unu yavaş yavaş süt ilave edilerek tahta kaşıkla karıştırılarak pişirilir. Kaynadıktan sonra dilerseniz damla sakızını da ilave edip bir süre daha pişirebilirsiniz. Piştikten sonra soğumaya bırakılır. Hafif soğduktan sonra bir tatlı kaşığı bal ilave ederek servis yapabilirsiniz. 

Minik yavrulara afiyet olmasını dilerim...



Peynir Tabağı Tarifi

Kırmızı şarabın vazgeçilmezi, atıştırmalık, iştah açıcı, hazırlanışı pratik, beklenmedik misafire hızır gibi yetişen, çeşitliliğinin karar mekanizması olabileceğiniz, yaratıcı bir kombinasyon adeta bir sanat eseridir peynir tabağı. Herşey bir yana gerçekten de kırmızı şarap olmadan da gitmez.

Çeşit çeşit peynirler, kuru meyveler, kızarmış ekmek dilimleri, füme dil ya da et, kuruyemişler bir arada kombine edilip, bambu bir peynir tahtasının üzerine de dizilince sizce de muhteşem görünmez mi. Bu görüntüyü bozmamak adına yemeye bile kıyamaz insan.Ama kırmızı şarap da çok bekletilmez hani.

İşte bir Cumartesi akşamı hazırladığım gece sofrasının baş köşesinde yer alan peynir tabağımın fotoğrafı:



Servis tabağı kullanabileceğiniz gibi benim gibi bambu bir peynir tahtası da edinebilirsiniz. Resimdeki peynir tabağının içindekiler:

  • Eski kaşar peyniri
  • Tel peynir (favorim Muratbey)
  • Dil peyniri (favorim Tahsildaroğlu)
  • Örgü peyniri (favorim Muratbey)
  • Taze kaşar peyniri
  • Gün kurusu
  • Ceviz
Peynir tahtasında yerim kalmadığı üzere füme etleri, üzerine parmesan peyniri de rendeleyerek ayrı bir tabakta servis yaptım.Yanında kızarmış ekmek sepetimi ve zeytinyağına yatırdığım kurumuş domateslerimi de unutmadan belirteyim. İşte harika bir sofra :)


Aslında peynir tabağının olmazsa olması otlu peynirdir. Tadından hoşlanıyorsanız mutlaka ekleyin derim.
Fikir vermesi için internette bulduğum ve beğendiğim birkaç peynir tabağı fotoğrafını da ekledim.Nefis peynir tabakları görmek isterseniz de linki tıklayabilirsiniz.




Afiyet ve muhabbet dolu sofralarınız olsun...


Hobbit

Görmemiş sinemaya gitmiş tutmuş bloğuna yazmış :)

Aras'ın doğumundan bu yana sinema, tiyatro, gece gezmeleri bizim için adeta bir lüks oldu. Aras'ın anneannesinde kaldığı günler kendimize vakit ayırdığımız ve bu yüzden hevesle beklediğimiz, günler öncesinden planlar yaptığımız, birkaç saat içine bir sürü şey sığdırmaya çalıştığımız zamanlar haline geldi.

Bundan tam bir sene önce, merakla beklediğim Hobbit filminin ilkine (Hobbit: Beklenmedik Yolculuk-The Hobbit: An Unexpected Journey) gitmiştim.Ve gittiğim o günden bu yana da ikincisinin gelmesini bekliyordum. Dün akşam da nihayet 15 Aralık 2013'de vizyona giren ikinci filmine (Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları-The Hobbit: The Desolation of Smaug) gitme şansını yakaladım.Ne diyeyim darısı üçüncüsüne (The Hobbit: There and back again) olsun.

İlki kadar büyülenmediğimi söyleyebilirim ama Elflerin dövüş sahneleri, Smaug'un yer aldığı 3D gösterimler, Gandalf ve Sauron'un çekiştiği sahneler oldukça etkileyiciydi.Cücelerin fıçıların içinde geçirdikleri nehir yolculuğu da oldukça eğlenceliydi.Eğer benim gibi fantastik, macera filmlerinden hoşlanıyorsanız Hobbit'i izlemedim demeyin. İlkinden izlemeye başlayın, vizyondan çıkmadan ikincisini üç boyutlu sinemada izleyin ve üçüncüsünü de bekleyin derim.



Hobit: Smaug'un Çorak Toprakları filminin özetine ulaşmak için linke tıklayabilirsiniz.

İyi seyirler

Yemekte özgürlük - finger food

Çocuğunuzun yemeklere meydan okurcasına, özgür, hür iradesiyle sizi yormadan yemek yemesini sağlamanın ipuçlarını arıyorsanız linke tıklayın derim.

Yeni Logo

23 Ekim 2013 tarihinde yazmaya başladığım bloğum bugün yeni logosuna kavuştu. İşinin gücünün arasında bu güzel logo tasarımını yaptığı için çok sevdiğim arkadaşım Yiğit Çınar'a buradan teşekkürlerimi sunuyorum.Emeğine ve yüreğine sağlık.

3 aydır işim ve ailemden sonra en büyük uğraşım haline gelen, hayatıma yeni bir heyecan getiren bloğum siz çok sevgili ve değerli izleyicilerimin ilgisi ve desteğiyle benim için büyük bir keyif haline geldi.Sizlere de ne kadar teşekkür etsem azdır.Birlikte nice keyifli zamanlarımız olsun diliyorum.

Sevgilerimi sunuyorum.

Ev Yoğurdu Tarifi

Katı gıdaya geçtiğimiz günden bu yana yoğurdu evde bizzat kendim yapıyorum. Artık öyle bir hal aldıki evdeki herkes hazır yoğurdu yiyemez oldu. Hem daha sağlıklı hem de tadı daha güzel.
Yoğurdu günlük organik pastorize sütten yapmayı tercih ediyorum. Başlarda yaptığım yoğurt sulu ve tadı nispeten ekşimsi oluyordu. Fakat tecrübe ederek kendimi bu alanda geliştirmiş bulunmaktayım. Artık yaptığım yoğurtlar hazır yoğurtlar kadar kıvamlı ve tatlı oluyor.
İşte size tarifi:

Malzemeler:
Günlük organik pastorize süt
Litre başına 1 yemek kaşığı yoğurt





Yapılışı:

Sütü çelik bir tencerede hafif karıştırararak bir taşım kaynamasını sağlayın. Eğer sütünüz pastorize değilse kaynama süresini biraz daha uzun tutmalısınız. Kaynadıktan sonra altını kısarak bir süre daha kısık ateşte pişirmeye devam edin. 
Kaynattığınız sütü artık soğuması için mayalayacağınız kaba aktarabilirsiniz. Ben mayalama için çömlek ya da cam kapları tercih ediyorum. Soğumaya bıraktığınız sütü sık sık kontrol edin. Küçük parmağınızı yakmayacak ısıya geldiğinde artık mayalama aşamasına geçebilirsiniz..
Ayrı bir kasede mayalık olarak ayırdığınız yoğurdu birkaç kaşık sütle karıştırarak sonrasında kalan süte katın ve karıştırın.
Az da olsa hava almasını sağlayacak şekilde kabın üzerini örtün ve sütün sıcaklığını koruması için bir örtü veya havluyla sarın.
Mayaladığınız sütün yoğurt olabilmesi için yaklaşık bir altı saat beklemesine ihtiyacınız olacak.
6 saat sonrasında buzdolabına koyarak bir gün dinlendirin. Buzdolabında ne kadar uzun süre kalırsa yoğurt o kadar kıvamlı hale gelir

Afiyet olsun

Tiyatro deyince

Yıldızcı Kral ile Akıllı Soytarı

Çocukluk çağında oldukça tiyatroya gitme fırsatını yakalayan ben kendimi çok  şanslı hissediyorum. Aslına bakarsanız çocuk tiyatrosunun eğlendirici olmasının yanında eğitsel olması, çocukların kişisel gelişimine katkısı, çevreye uyum sağlamasına yardımcı olması, kuralları ve değerleri öğretmesi gibi birçok katkısı var. Çocuğun bu sayede toplumsallaşıp algı seviyesini arttırmasında büyük rol üstlenir. Ayrıca güzel sanatlara olan ilgiyi de arttırır.

Ankara’da çocuk tiyatrosu deyince 80’li yıllarda herkesin aklına Küçük Tiyatro’da sahnelenen çocuk oyunları gelir. Evimize uzak olmasına rağmen hiçbir çocuk oyununu kaçırmazdık diyebilirim. Şimdilerde Devlet Tiyatroları’nın yanında birçok yerde çocuk oyunları sahneleniyor. Hatta kısa süreli oyun sahneleyen bebek tiyatrosu bile var. Sanırım Aras benden de şanslı olacak. Bahara ilk deneyimimizi yaşayalım diyorum. Eski günlerime dönmek için sabırsızlanıyorum desem..

Çocuk hafızası demeyin gittiğim ilk tiyatroyu daha dün gibi hatırlıyorum. Oyunun adı Yıldızcı Kral ile Akıllı Soytarı. Yıldızlara olan merakı yüzünden ülkesiyle yeteri kadar ilgilenemeyen bir kral…Para düşkünü vezir…Ve bir soytarı..Camcılıkla uğraşan mutlu insanların ülkesi..Ne mi olur? Kral ve vezirin kaprisleri yüzünden ülke darman duman olur, tüm varlıklarını kaybeder. Derken akıllı bir soytarı halkı da yanına alır ve ülkenin diğer ülkelerce istila edilişine mani olur. 

Ben bu oyunu 1988 yılında Küçük Tiyatro’da en ön sırada büyük bir heyecanla izlemiştim.  Oyunu aynı yıl Türel Ezci yazmış ve sahneye koymuş. Kendisi aynı zamanda çocukluğumuzun unutulmaz gösterisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Ses ve Işık Gösterisi Senaryosunu da 1987 yılında yazmıştı. O yıllarda nasıl büyülü bir gösteriydi benim için anlatamam…

Sevgiyle kalın tiyatrosuz kalmayın..


Yılbaşı Çekilişi Sonucu

Merhabalar,

Yılbaşı çekilişim sona erdi. Çekiliş sonucu hediyeleri kazanan talihli Tuğba Akkaya Maden. Kendisi iletişim bilgilerini mommyslifetime@gmail.com mail adresine  ilettiğinde hediyeleri adresini kargolayacağım. Tebrikler.

Bebek Şampuanı ve Sabunu


Bir anne olarak oğluma olabildiğince doğal ürünler kullanmaya gayret ediyorum. Doğduğundan bu yana şampuan, sabun ve pişik kremi dışında ürün kullanmadık diyebilirim. Son zamanlarda araştırmalarım sonucu bulduğum bir markayı sizlerle de paylaşmak istedim. Burt's Bees'in bebe şampuanı ve sabununu güvenle kullanabilirsiniz. Paraben, alkol, sls, petrolium gibi gibi zararlı  maddeleri içermemesi ve doğal olmasından dolayı güvenle kullanabileceğim bir ürün. Ben hem şampuanı hem de sabununu kullanmayı tercih ediyorum.Aksi halde şampuan çok çabuk bitiyor. Kullandığınızda mis gibi bal kokusuna da bayılacağınıza eminim.
Burt's Bees Sabun
Burt's Bees Saç ve Vücut Şampuanı