Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız... Ama bazı şeyler zaman alır.
Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?
http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²
Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.
Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.
İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.
Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.
http://vitasure.com.tr/
1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.
2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Anaokulu Seçerken

Anaokulu arayışına girdiğimiz şu günlerde bizim için oldukça sıcak bir gündem anaokulu seçimi. Konu sandığımdan da zor çıktı diyebilirim. Hatta bu kadar ince eleyip sık dokuduğumu fark ettiğimde çocuğu ilk okula nasıl göndereceğim korkusu sardı beni. Eminim her veli de benim gibi düşünmüş uğraşmış sonunda çocuğu için en iyisini seçmiştir, onca çocuk anaokuluna gidiyor bunda abartacak bir durum yok diye sürekli kendimi telkin halindeyim. Temiz, yemekleri düzgün ve bunların yanında konforlu olsun önemli tamam ama bunlar fiziki ihtiyaçlar. Yatakhanesinden yemekhanesine tuvaletine her şey dört dörtlük olmalı fakat aslında bunlardan da önemli bir konu var o da eğitim sistemi, programı. Okul öncesi çağı eğitimi gerçekten önemli. Hamurun kıvamını tutturursanız sonrasında kekiniz güzel kabarır bilmem anlatabildim mi.

Her araştırmacı ebeveyn gibi biz de düştük yollara. Hem anaokulu gezme hem de webi didik didik etme çalışmalarına giriştik. Her gün iş çıkışı koştur koştur anaokulu gezer olduk. Kendimi bazen milli eğitim denetçileri gibi hissettiğim doğrudur o yüzden.

Benim bulduğum araştırdığım üç tane eğitim sistemi var. Bazı okullar tek sistem, bazıları ise çoklu (karma) sistem kullanmaktalar. Bunları kullanmayan geleneksel sistemi uygulayan okullar başarısız anlamına gelmiyor tabii ki. Önemli olan nokta okul öncesi eğitimin çocuğun kişisel gelişimine katkıda bulunup, sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmesine olanak sağlaması. Ve aynı zamanda ebeveynlerin çocuklarını gönül rahatlığı ile emanet edebilmesi de bence, bu da önemli bir konu.

Gel gelelim şu meşhur eğitim sistemlerine. Tek tek bahsedeyim.




Montessori Eğitim Sistemi:

Montessori Maria Montessori tarafından geliştirilen bri pedagoji olarak biliniyor. Bu yöntemdeki amaç çocuğun kendi becerilerine ve ilgilendiği konulara; öğrenme tarzı ve süresine odaklanarak uygun bir eğitim programı oluşturmak. Amaç eğitimde metottan öte kişiliği dikkate almak. Montessori sistemini kullanan okullarda bu nedenle çocuklar istedikleri materyallerle diledikleri zaman ve yerde haşır neşir olabiliyorlar. Amaç kendi kendilerini geliştirmeye olanak sağlamak, kişiliklerini oluşturmak üzere özgürlük tanımak, bireyselleşme ve aynı zamanda sosyalleşmeye olanak sağlamaktır. Montessori der ki çocuklar sanılanın aksine ödüllerden ya da cezalardan, oyuncaklardan, çikolata şekerden, programlı eğitim programlarından haz etmeyip özgürlükten, iç denetimden, hareket halinde olmaktan, kendi kendine sosyalleşmekten, özgürlüğe dayalı disiplinden, kitaptan bağımsız okuma ve yazmadan haz ederler. Şaşırtıcı değil mi. Oysa biz ebevynler günlük yaşamda ödül ceza sistemini çok kullanırız. Çikolata, şeker ve oyuncak en büyük ödüldür gözümüzde. İlla kitap okusun isteriz. İşte bunları tamamen devre dışı bırakan bir yöntem kendileri

Waldorf Eğitim Sistemi:

Tarihçesinden bahsedip sizleri sıkmamak adına özetle bu bir Alman sistemi diyebilirim. Almanya’da bu sistemi uygulayan sayısız okul yer alıyor. Bu sistemin 3 bilinen  temel öğesi hayal gücünü geliştirmek, sorumluluk bilincini oturtmak ve doğruluktan sapmamak. Bunları okuduğumda tipik bir Alman insanı gözümün önene geldi diyebilirim. Bu sistemle yaratıcı ve başarılı nesillerin yetişebilmesi çok mümkün duruyor. Waldorf sistemini  uygulayan okullara giderseniz kullanılan materyallerin tamamen doğal haliyle olduğunu görürsünüz; yaprak, odun parçası gibi. Böyle okullarda plastik oyuncaklar, bilgisayarlar bulunmaz. Çocuklar sanat, hareket ve oyun oynayarak her şeyi öğreniyorlar. Çocukların bu sayede çok yönlü gelişimi mümkün.

Reggio Eğitim Sistemi:

Reggio ise Montessori ve Waldorf ile ortak noktalara sahip gibi. Yalnız bu sistemde aile katılımı çok ama çok önemli. Teknolojiyi kullanmakta çekince duyulmuyor. Fiziksel çevre is oldukça önemli görülüyor. Bu sistemde katı kurallar, kalıplaşmış davranışlar ve geleneksek eğitim yöntemlerine yer verilmiyor. Çocuğun çevreyle iletişimine son derece önem veriliyor. O nedenle çocuklar merkezi, eğitimci ve aile ise destek ve rehber rol oynar. Bu sistemde işbirliği ve paylaşım son derece önemli kavramlardır. Çocuklar öğrenme sürecini aynı zamanda yaşarken tecrübe edinirler. Yapılan projeler bu sürecin çok önemli bir parçasıdır. Bu sayede bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim etkin bir şekilde sağlanır.




Bu 3 eğitim sistemi felsefesi, öğretmen tipi, öğretme stili ve aktiviteler açısından gerek ortak gerekse farklı özellikler taşımaktadır. Size en uygun olanı kararını yine en iyi sizler verirsiniz düşüncesindeyim. Biz henüz kararımız vermedik. Umarım verdiğim bu bilgiler az da olsa yol gösterici olur. Diğer bloglardan, bu sistemleri kullanan eğitim kurumlarından ve makalelerden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Sevgiler